ÇİÇEK HUKUK BÜROSU

Makale

İnşaat Sözleşmelerinde Hakediş Uyuşmazlıkları ve Teminat Mektubunun Nakde Çevrilmesine İtiraz


İnşaat sektöründe yükleniciler ile iş sahipleri arasındaki hukuki ilişkilerin temelini eser sözleşmeleri oluşturmaktadır. Uzun süreli ve yüksek bütçeli bu projelerde, taraflar arasındaki parasal dengenin sağlanması ve işin sürdürülebilirliği hakediş ödemeleri ile teminat mekanizmalarına bağlıdır. Süreç içerisinde ortaya çıkan metraj farklılıkları, ilave imalatlar, birim fiyat uyuşmazlıkları, gecikme cezaları veya ayıplı ifa iddiaları, hakediş ödemelerinin aksamasına ve taraflar arasında ciddi hukuki ihtilafların doğmasına yol açabilmektedir.

Hakediş uyuşmazlıklarının derinleştiği aşamalarda, iş sahipleri sıklıkla ellerinde bulunan teminat mektuplarını nakde çevirme yoluna başvurmaktadır. Teminat mektubunun nakde çevrilmesi, yüklenici firma açısından sadece doğrudan bir likidite kaybı anlamına gelmez. Bu durum aynı zamanda bankalar nezdindeki kredi limitlerinin kısıtlanmasına, finansal itibarın zedelenmesine ve şirketin diğer projelerdeki ticari varlığının dahi riske girmesine sebep olabilmektedir. Dolayısıyla hakediş uyuşmazlıklarının doğru yönetilmesi ile teminat mektubunun haksız nakde çevrilmesine karşı hukuki koruma mekanizmalarının zamanında işletilmesi birbiriyle doğrudan bağlantılıdır.

İnşaat şirketlerinin üst düzey yöneticileri ve hukuk müşavirleri için hakediş dönemlerinde atılacak usuli adımların hukuki sonuçlarını doğru öngörmek hayati önem taşır. Hakediş raporlarına zamanında ve mevzuata uygun şekilde itiraz edilmesi ile haksız teminat mektubu ödemelerinin mahkeme kanalıyla durdurulması, telafisi imkansız zararları engellemektedir. Bu bilgilendirme metninde, hakediş süreçlerindeki ihtirazi kayıt usulü, teminat mektubunun hukuki niteliği ve haksız nakde çevirme taleplerine karşı başvurulacak ihtiyati tedbir süreçleri pratik boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Hakediş Süreçlerinde İhtirazi Kayıt ve Hak Düşürücü Usuller

Eser sözleşmelerinde hakedişler genel olarak geçici hakediş ve kesin hakediş olmak üzere iki ana aşamada düzenlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi prensiplerine göre, yapım sürecinde yükleniciye finansman sağlamak amacıyla avans niteliğinde ara hakediş ödemeleri yapılır. Geçici hakediş raporları kesin ödeme niteliğinde değildir ve kazanılmış hak teşkil etmez. Nihai hesaplaşma, işin tamamlanıp geçici kabulünün yapılmasından sonra düzenlenen kesin hakediş raporu ile gerçekleştirilir. Geçici hakedişlerde yapılan eksiklik veya hatalar müteakip hakedişlerde ya da kesin hesap aşamasında kural olarak düzeltilebilir.

Bununla birlikte uygulamada hakediş raporlarına zamanında ve usulüne uygun itiraz edilmemesi ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır. Yüklenici, hakedişte yer alan imalat miktarlarına, kesintilere veya fiyat farklarına katılmıyorsa, hakediş raporunu imzalar iken açıkça itirazını belirtmek zorundadır. İhtirazi kayıt olarak adlandırılan bu işlem, hakediş belgesine itiraz gerekçelerini içeren bir dilekçeye atıf yapılarak yazılan şerh ile gerçekleştirilir. Yüklenicinin hakediş raporunu ihtirazi kayıt koymaksızın imzalaması, o hakediş içeriğini olduğu gibi kabul ettiği anlamına gelir. Bu durumda yüklenici, ilgili hakediş dönemine ilişkin ilave alacak veya hak taleplerinden örtülü olarak vazgeçmiş sayılmaktadır.

İhtirazi kayıt usulü, taraflar arasında adeta bir delil sözleşmesi niteliği taşımaktadır. Sözleşme dışı yapılan tamamen bağımsız ilave imalatlar gibi bazı istisnai hallerde ihtirazi kayıt aranmasa da riskleri minimize etmek adına her hakediş aşamasında titizlik gösterilmesi zorunludur. Hakediş raporunun tebliğ edilmesinden itibaren başlayan itiraz sürelerinin kaçırılmaması ve itiraz dilekçesinde kalem kalem somut gerekçelerin gösterilmesi hukuki mücadelenin temelini oluşturur.

Teminat Mektubunun Hukuki Niteliği ve Bağımsızlık İlkesi

Teminat mektupları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 128 anlamında üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olan garanti sözleşmeleridir. Banka, teminat mektubu düzenleyerek lehtar konumundaki yüklenicinin taraf olduğu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getireceğini muhatap iş sahibine garanti eder. Bu hukuki yapının en temel prensibi, teminat mektubunun temelindeki eser sözleşmesinden tamamen bağımsız olmasıdır. Banka ile muhatap arasındaki garanti ilişkisi, yüklenici ile iş sahibi arasındaki asıl sözleşmeden hukuken ayrıdır.

Bağımsızlık ilkesinin doğal bir sonucu olarak, muhatap iş sahibi sözleşmeye aykırılık oluştuğunu ileri sürerek bankaya yazılı talepte bulunduğunda banka kural olarak ödeme yapmakla yükümlüdür. Banka, lehtar ile muhatap arasındaki hakediş uyuşmazlıklarını, işin ayıplı yapılıp yapılmadığını veya kesintilerin haklılığını inceleme yetkisine sahip değildir. Muhatabın talebi üzerine banka, temel sözleşmedeki haklılık durumunu araştırmaksızın istenen tutarı ödemek zorundadır. Garanti veren banka ancak zamanaşımı veya sahtelik gibi doğrudan kendisine ait def ileri ileri sürebilir.

İşte bu bağımsızlık yapısı, hakediş uyuşmazlığı yaşayan iş sahiplerine teminat mektubunu bir baskı aracı olarak kullanma imkanı sunabilmektedir. İş sahibi, henüz kesinleşmemiş veya haksız kestiği nefaset kesintilerine dayanarak teminat mektubunu nakde çevirme tehdidinde bulunabilir. Yüklenicinin bu haksız riskle karşılaşması durumunda bankaya başvurarak ödemeyi durdurmasını istemesi hukuken sonuç vermez. Bankanın ödemeden kaçınabilmesi için ya elinde durumu açıkça gösteren likit delil bulunmalı ya da mahkemece verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı sunulmalıdır.

Haksız Nakde Çevrilmeye Karşı İhtiyati Tedbir ve Mahkeme Uygulamaları

Teminat mektubunun haksız yere nakde çevrilmesini önlemenin yegane etkili yolu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389 ve devamı hükümleri uyarınca mahkemeden ihtiyati tedbir kararı almaktır. Ancak teminat mektuplarındaki bağımsızlık ilkesi nedeniyle mahkemeler ödemeyi durduracak tedbir kararlarını verirken oldukça titiz ve muhafazakar davranmaktadır. Mahkemenin tedbir kararı verebilmesi için, muhatabın nakde çevirme talebinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 2 uyarınca dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını gösteren somut deliller aranmaktadır.

Hakkın kötüye kullanıldığının ispatında aranan en kritik unsur likit delil varlığıdır. Likit delil, mahkemenin ek bir bilirkişi incelemesine veya karmaşık hesaplamalara ihtiyaç duymaksızın ilk bakışta haksızlığı anladığı belgedir. Örneğin iş sahibi tarafından onaylanmış geçici veya kesin kabul tutanakları, borcun ödendiğine dair açık yazışmalar veya süresinde verilmiş fesih ihbarlarının bulunmaması likit delil sayılabilir. Buna karşın, sadece metraj farkına, ayıplı imalat oranına veya hakediş hesaplamalarına dayanan tartışmalı iddialar kural olarak likit delil kabul edilmez ve bu durumlarda tedbir talepleri reddedilebilir.

İhtiyati tedbir sürecinde zamanlama hayati bir rol oynamaktadır. Alınan ihtiyati tedbir kararının banka tarafından ödeme yapılmadan önce garanti veren bankaya tebliğ edilmiş olması şarttır. Muhatabın nakde çevirme talebi bankaya ulaştıktan sonra dahi, ödeme fiilen gerçekleşmeden önce bankaya ulaştırılan tedbir kararları geçerlidir ve ödemeyi durdurur. Ancak banka ödemeyi yaptıktan sonra mahkemeden alınan veya tebliğ edilen tedbir kararları hukuki hükmünü yitirmekte, bu aşamadan sonra sadece haksız zenginleşme veya tazminat davaları açılabilmektedir.

Risklerin Yönetilmesi ve Uygulamadaki Pratik Esaslar

İnşaat projelerinde hakediş ihtilaflarının teminat mektubunun nakde çevrilmesi krizine dönüşmemesi için yapım aşamasının başından itibaren sistemli bir hukuki ve idari yönetim şarttır. Şantiye seviyesinde tutulan yeşil defterler, ataşman defterleri, röleve fişleri ve şantiye jurnalleri düzenli olarak imzalanmalı ve arşivlenmelidir. Hakediş raporlarına yapılacak itirazlar soyut ifadelerle değil, hangi kalemlere ve miktarlara itiraz edildiğini gösteren ayrıntılı dilekçelerle desteklenmelidir.

Sözleşmenin akdedilmesi aşamasında teminat mektubu şartlarının ve teslim koşullarının net bir şekilde düzenlenmesi gelecekteki riskleri azaltır. Uyuşmazlık doğduğu an, haksız nakde çevirme tehdidine karşı vakit kaybetmeksizin delil tespiti yaptırılması ve eş zamanlı olarak mahkemeden ihtiyati tedbir talebinde bulunulması gerekmektedir. Mahkemeye sunulacak dilekçede, muhatabın talebinin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğu net belgelerle ortaya konulmalı ve teminat mektubunun ödenmesi halinde şirketin uğrayacağı telafisi imkansız zararlar somut verilerle açıklanmalıdır.

Değerlendirme

İnşaat projelerinde hakediş uyuşmazlıkları ve teminat mektuplarının nakde çevrilmesi riski, yüklenici şirketlerin finansal dengesini ve ticari geleceğini doğrudan etkileyen kritik süreçlerdir. Geçici ve kesin hakediş dönemlerinde ihtirazi kayıt usullerine eksiksiz uyulması, olası ihtilaflarda yüklenicinin hukuki pozisyonunu güçlendiren en temel kalkan niteliğindedir. Usulüne uygun yapılmayan itirazlar hak kayıplarına yol açarken, iş sahiplerinin teminat mektuplarını baskı aracı olarak kullanmalarına da zemin hazırlayabilir.

Teminat mektuplarının temel sözleşmeden bağımsız yapısı göz önüne alındığında, haksız nakde çevirme girişimlerine karşı durmanın yolu, likit delillerle desteklenmiş hızlı bir ihtiyati tedbir sürecidir. Zamanında alınan yargı kararları ve doğru yürütülen usuli adımlar, şirketlerin hem ticari itibarını hem de likiditesini korumasını sağlamaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz.

İlgili yazılar